Yenikapı Mevlevihanesi ve Mevlevi kültürü denince anılacak ilk isimler arasında Ebubekir Dede ailesi geliyor. Art arda 7 şeyh efendi çıkaran aile, tekke ve zaviyeleri kapatan yasakla birlikte halk, bu mekânlarla alakalı sıfat ve lakapları kullanmaktan da men ediliyor. Ne dergâh kalıyor geriye ne şeyh, ne derviş, ne ayin!.. 25’ler de Tekkeler kapatılınca, bir zaman harem kısmında oturmaya devam ediyorlar, orası şahsi mülk. Tapusu Osman Selahaddin Efendi’nin üzerine. Ancak kısa bir süre aileden bir takım hissedarlar satılsın istiyor. Çok sıkıntılı devirler yaşıyorlar. Baki Efendi’yi Cumhuriyet Halk Partisi’ne sokuyorlar. Kısa süre çalışıyor. Oradan Türk Ocaklarına geçiyor. Sonra üvey kayınpederi ve İbnül Emin’in vasıtasıyla Farsça hocası olarak Darülfünun’a atanıyor. Darülfünun üniversiteye dönüşünce bir sene çalışabiliyor orada. Eskiden bol miktarda gidip gelen var. Bakî Efendi’nin şairliği var. O edebî çevre de azalmış. Bir yere gittiği zaman büyük itibar görürken o da kalmamış. En son yaptığı iş Ermeni Mektebi’nde hocalık… Çok kısa sürüyor… 1935 başında, 28 Şubat’ta da vefat ediyor. Kalp krizi geçiriyor. Aksaray’da çok yakın tanıdıkları birinin eczanesi var. Araba içinde oraya geliyor. Araba duruyor, inmek için hareketlenince yığılıp kalıyor. Eczacının kucağında ruhunu teslim ediyor. Cumhuriyetin ilk devirlerinde imam ve müezzinler cami kıyafetiyle dışarı çıkabiliyor. Birtakım meşayıh, özellikle yaşlılar bu imkâna istinaden sırf şapka takmamak için kendi tekkelerinin mescidinde müezzinlik yapmaya başlıyor. Kulekapısı Mevlevihanesi şeyhi Ahmed Celaleddin Efendi, Mehmed Şemseddin Efendi falan. Abdülbaki Efendi’nin durumu biraz farklı. Tekkeler kapatıldığında 40 küsur yaşında. İlk eşinden olma Gavsi Bey var. Nasır Bey’in babaannesi ikinci hanımı. O sıralarda Resuhî Bey 12 yaşında. Ev geçindirmesi lazım. 70’inde olanlar bu kadar sıkıntı çekmiyor. Mukabele-i şerifler kesintiye uğramış ama tasavvuf terbiyesi bir şekilde devam etmiş. Haftada bir toplanıp Mesnevi şerhi yaparlarmış. Hasan Âli Bey’in yayımladığı Mesnevi şerhi daha ziyade o derslere dayanıyor. Resuhî Bey, babası Bakî Efendi’nin vefatından sonra edebiyat fakültesinden mezun oluyor. Eskişehir’e tayin ediliyor. Kızkardeşi ve annesiyle gidiyorlar. Kerra hanım astım hastası. Eskişehir’in havası dokunuyor. Hasan Âli’ye ricada bulunuyorlar ‘aman ne olur başka bir yere aldır’ diye. Aldırmıyor. Devrin millî eğitim bakanı. Belki Bakî Efendi’nin son devirlerinde de bir mesafe girmiş olabilir araya. Hasan Âli Bey ile Bakî Efendi’nin bazı konulardaki tavrı aynı değil, aşikâr. Ama ‘millî eğitim bakanı olduğu hâlde sıkıntı çekmesine göz yumdu’ gibi yazılanlar doğru değil. Bakî Efendi 1935’te ölüyor. O zaman Hasan Âli Bey bakan falan değil, yeni mebus olmuş. Baki Efendi’nin ablası Naciye hanımın kızı Hümeyra Hanım, Kılıç Ali Bey’le evli. Altemur’un ve Gündüz Kılıç’ın annesi. Kılıç Ali Bey. Altemur Kılıç’ın ve kardeşlerinin bu meşrebe yakınlıkları var mı? Hayır, hiç yok. Hümeyra hanımın babası mülkiyede hoca, Muhiddin Bey. O tarafta Mevlevilikle alakalı güçlü bir damar yok. Eskiden Şeb-i Arus’a İstanbul’a trenle Konya’ya gidilirdi. Vagon tahsis edilirdi. Şeb-i Arus’ta vazife alacak ekiple beraber, kalabalık gidilirdi. Konya’ya girerken ayin ya da şem’i okunur, trenin koridorunda sema edilirdi. Mevlevi ayini çok mufassaldır, küçük mekânlarda yapılamaz. Ama birden fazla zikir formu vardır Mevlevilikte. Bugün anma töreni denilen Mevlevi mukabelesi haftada bir ya da iki kere yapılırmış. İkincisi Ayin-i Cem. O daha informaldir. Toplanılır ilahi, ayin ya da şem’i okunur. Tennure giyilmeden post sema’ı yapılır. Ayin-i Cem’in icrası daha kolay. Evlerde yapılabiliyor. Onun haricinde zikir de vardır. Şeyh efendi ya da zakirbaşı 3 kere çok ağır kelime-i tevhid getirip kısa bir dua okuduktan sonra 3 kere ism-i celal zikrediyor. Sonra herkes katılıp hızlanıyor. Oturarak yapılır. Seyirlik bir tarafı olduğu için Ayin-i Şerif daha çok biliniyor. Mevlevilikte bir âdet vardır, semahane ve türbeye pek girilmez. Evliyaullah rahatsız edilmez. Hacet penceresinden ziyaret edilir. Yenikapı da ayinlerde kudüm, ney ve halile dışında saz çalınmaz. Yenikapılıların biraz softa olduğu söylenir. Eskiden mestle sema da edilmezdi. Çıplak ayakla. Direk tutacaksınız, ayağınız ahşap zemin üzerinde gacır gacır ses çıkaracak. Son selamda tiz, güzel bir ney taksimi yapılır. Ney sesi ve ayak gıcırtısı dışında ses duyulmaz.


ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Hayrettin Karaman- Hoş…

Kulağa hoş gelen, gönüllere rahatlık veren, iyi bi...

July 20, 2009

MALİKÎ MEZHEBİ

Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî'ye ni...

July 06, 2009

İSTİLA DEVİRLERİNİN KOLONİZATÖR …

  Prof. Dr. Ömer Lütfi BARKAN Selçuk-Bizans...

July 06, 2009

HZ. EBU BEKİR'İN HAYATI

Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a) (571-634)  &nbs...

July 05, 2009

RÜYALARIN ÖNEM VE ANLAMI

Rasulullah Muhammed Mustafa (aleyhissalatu vessela...

July 20, 2009

SELEF VE SELEFILIK

Selef kime denir? Hz. Peygamber s.a.v.'in “En ...

July 06, 2009

Ahmed Avni KONUK

AHMED AVNİ KONUK (1868 - 19.3.1938) Kadı Alî-zâ...

July 21, 2009

CÂHİLİYYE DÖNEMI

Bilgisizlik, gerçeği tanımama. İslâm, tam bir aydı...

July 05, 2009

İSTANBUL’DA MEVLEVÎLİK

Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk ...

January 11, 2016

SÜNNİ SUFİ YOLLARI

  Ahilik Bayramilik Buhurilik  ...

July 06, 2009

TASAVVUFUN KISACA TARİHÎ GELİŞİM…

Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn ve tebeu't-tâbiîn dö...

July 07, 2009

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal Yıl 1922... Kası...

February 06, 2009