SEMAZENLİK EĞİTİMİ


Sema meşk(eğitim)i;Meşk Tahtası 'da denen, bir kenarının uzunluğu takribi bir arşın (70 - 80 cm) olan, kare şeklinde bir tahta (Sema Tahtası)üzerinde yapılan egzersizle başlardı. Bu tahta ceviz veya ıhlamur ağacındandı. Orta kısmında başparmak tırnağı büyüklüğünde (takriben iki santimetre çapında) bakır veya pirinçten mamul, yuvarlak bir kabara çivisi vardır. Günümüzde ancak müzelerde görebildiğimiz eski meşk tahtalarında çivinin etrafı, egzersizler sırasındaki ayak hareketlerine bağlı olarak aşınmaya uğramıştır.

Semazen olmak isteyen derviş, sağ avucuna bir miktar tuz koyarak bu tahtanın yanına gelir. Evvela baş keser. Sol dizini yere dayar. Sağ dizini bükerek yere çöker. Çiviyi öptükten sonra, avucundaki tuzu çivinin etrafına serper.

Tuz, meşk esnasında ayağın rahatça kaymasını sağladığı gibi, ayakta bül gelişip epidermisin ülseresyon sonucu yara olmasını da engeller. Mevlana Dergâhının açık olduğu yıllarda, Konya halkı arasında, Tavus babaya tuz adama âdeti vardı. Tavus babaya adanan bu tuzlar, sema meşkine başlayanlarca kullanılırdı.

Bundan sonra derviş ayağa kalkar. Tekrar baş kestikten sonra tahtanın üzerine çıkar. Sema meşki çıplak ayakla yapılır. Sol ayağının başparmağı ile ikinci parmağı arasına çiviyi alır. Ayağın iyice dönebilmesi için bu çivinin etrafındaki aşınmış, çukurlaşmış yerlere ve çivinin çepeçevre etrafına, bir miktar ince tuz serpilir. Sağ kolu üstte olacak şekilde kollarının göğsünün üzerinde çaprazvari bağlar. Avuçlarının omuz başına koyar. Sağ ayağını, sol ayağına dik vaziyette ve biraz açıkta tutar. Sol ayağını, topuğunu kaldırmadan sağa doğru çevirir. Topuğunu mümkün olduğu kadar sağa çevirdikten sonra, sağ ayağını yerden kaldırır. Sol ayağının dizi hizasından, buna dik şekilde yere basar.

Burada dikkat edilecek nokta, sol ayağın hiç kaldırılmaması ve dizin hiç bükülmemesi gerektiğidir. Sağ ayak itici motor fonksiyonu görür. Sağ ayağın itişi sayesinde bütün vücut bir dönüş yapar.

Semazenlikte sağ ayağa Çarh (çark), sol ayağa ise Direk adı verilir. Bu şekilde dönmeye Çark Atma; denir. Çark atmak, sağ ayağı bulunduğu yerden alıp, sağdan sola doğru dönerek, yine aynı noktaya bırakmak suretiyle yapılır. Bu sırada direk(sol) ayağın topuğu tahtadan hiç kaldırmadan, soldan sağa doğru çevrilerek eski pozisyonuna getirilir. Yapılan bu harekete Tam Çark Atış denir.

Çark atmak, yani sağ ayağı kaldırıp sola doğru atarak yere basmak, ne kadar hızlı olursa, bu ayağın yere basıp kalkması da o kadar hızlılaşır ve adeta yere konup kaldırılması aynı zamanda olduğundan, iyice dikkat edilmedikçe bu hareket fark edilmez, sadece sabit olan sol ayak görülür. Bu yüzden halk arasında Mevleviler tek ayaküstünde dönüyor denir.

Yuvarlak bir tahtanın ortasında bir çivi vardır. Çivi, sabit bir şekilde sema etmeye alışmanız içindir. Çivinin olduğu yere antiseptik görevi görsün diye tuz da dökülür. Sol ayak başparmağı ve ikinci parmak çivinin arasına sokulur ve ilk başlarda onsekiz çarh atılır. Sema'ya ilk başlayan tennure giymez, normal kıyafetle döner. Atılan çarhlar her gün fazlalaştırılır. Bu sırada ellerimiz çapraz şekilde omuzlarımıza kavuşturulur. Bakıldığında '1' sayısı gibi yani Arapçadaki elif harfi gibi gözükürsünüz. Öyle durulmasının amacı, 'Allah'ın birliğine şahadet ediyorum' anlamına gelir. Atılan çarklar fazlalaştıkça, yavaş yavaş kollar açılır. Belli bir süre sonra tennure giyilir. Sema aç karnına yapılır. Bir de mühim olan fıldır fıldır dönmek değil, dönerken Allah'ı düşünmektir.

İlk egzersizler, ayak parmakları arasında yukarıda anlatıldığı şekilde çivi bulunduğu halde yapılırken, daha sonraları parmaklar çivilerden çıkarılır.

İlk meşk yeri Matbah-ı Şerif yani mutfağın üst katındaki oda idi. Ancak meşke mutfakta devam etme mecburiyeti yoktu. Sufi üstadlarının odalarında bulunan sema tahtası üzerinde de eğitim yapılmaktaydı.

Sema'ı usta bir semazen meşk ettirir. Önce hareketi tarif eder, kendisi yapar, sonra meşk edene yaptırır, kusurlarını söyler, tekrar gösterir. Böylece yavaş yavaş çark atmayı iyice öğrettikten sonra, kol açma talimine geçilir.

Sema meşk eden, ilk zamanlar kollarını, sağı üste gelmek ve ellerle parmaklar açık olmak ve parmak uçları omuzları biraz geçmek üzere çaprazvari göğsüne koymaktadır.

Direk tutmayı, yani sol ayağını, tabanı yerden kaldırmadan ve koyduğu yerden ayırmadan, olduğu yerden sola doğru döndürmeyi ve Çark atmayı iyice öğrenen semazen, Kol Açma talimine girişir.

Kolları açıkken omuzları tutan parmaklar, yavaş yavaş göğse doğru ve vücuttan ayrılmadan böğürlere gelir, kollar ise artık vücuttan ayrılmıştır. Derken kollar geriye doğru gerilir ve eller, yanlardan yukarıya kaldırılırken kollar tamamıyla ve omuzlardan itibaren vücuttan ayrılmış olur.

Bu vaziyette eller baş seviyesinden yukarıdadır. Sağ el dua vaziyetinde, baş parmaktan başka bütün parmaklar bitişik olarak yukarıya doğru açılmıştır. Sol el ise rahat bir vaziyette aşağıya dönüktür ve parmaklar rahatça aşağıya doğru sarkmaktadır. Baş, yüz sola doğru dönük olarak, sağa doğru yatıktır. Bu yüzden de sağ kol, sol kola nispeten biraz daha yukarıdadır.

Meşk tahtasında Çark atmayı, Direk Tutmayı ve Kol Açmayı öğrenen semazen adayı, tekkenin semahanesinde de Sema Ederken Yürümeyi öğrenir. Çark atılınca sol ayak, yerden geriye doğru sürünür ve böylece semahanede, sağdan sola doğru yürümüş olur. Sol ayak, geriye doğru ne kadar hızlı ve fazla çekilirse, o kadar hızlı yürünür.

Mevlevilerin çivili tahta üzerinde meşk etmesi bir idman, egzersiz olduğu kadar, tarikatta ilerleme vesilesi olarak da kabul edilir. Bundan dolayı, Mevlevinin çivisi darb-ı meseli meşhurdur. Bu sözle Mevlevilerin çivili tahtada sema meşk ederek yüksek manevi mertebelere toprağa çapa ile işleyerek, ziraat yaparak yükseldiği ifade edilmektedir.

 

Uluslararası Rumi Mevlevi Topluluğu - www.rumimevlevi.com
e-mail: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.


ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Hayrettin Karaman- Hoş…

Kulağa hoş gelen, gönüllere rahatlık veren, iyi bi...

July 20, 2009

MALİKÎ MEZHEBİ

Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî'ye ni...

July 06, 2009

İSTİLA DEVİRLERİNİN KOLONİZATÖR …

  Prof. Dr. Ömer Lütfi BARKAN Selçuk-Bizans...

July 06, 2009

HZ. EBU BEKİR'İN HAYATI

Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a) (571-634)  &nbs...

July 05, 2009

RÜYALARIN ÖNEM VE ANLAMI

Rasulullah Muhammed Mustafa (aleyhissalatu vessela...

July 20, 2009

SELEF VE SELEFILIK

Selef kime denir? Hz. Peygamber s.a.v.'in “En ...

July 06, 2009

Ahmed Avni KONUK

AHMED AVNİ KONUK (1868 - 19.3.1938) Kadı Alî-zâ...

July 21, 2009

CÂHİLİYYE DÖNEMI

Bilgisizlik, gerçeği tanımama. İslâm, tam bir aydı...

July 05, 2009

İSTANBUL’DA MEVLEVÎLİK

Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk ...

January 11, 2016

SÜNNİ SUFİ YOLLARI

  Ahilik Bayramilik Buhurilik  ...

July 06, 2009

TASAVVUFUN KISACA TARİHÎ GELİŞİM…

Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn ve tebeu't-tâbiîn dö...

July 07, 2009

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal Yıl 1922... Kası...

February 06, 2009