1. Bir müminin Allah rızâsına uygun bir hayat yaşaması ve cennetlik olabilmesi için bir tarîkata girmesi gerekli ve zarûrî değildir. Dînini bilenlerden sorarak, dinleyerek, okuyarak öğrenir. Eğitimini hocalardan alabilir, iyi insanlarla arkadaş olarak kendini yetiştirip koruyabilir.
2. Daha kolay, daha iyi olsun (belki olur) diyerek bir tarîkata girmek isteyenler, yanlış bir kimseyi seçtikleri takdirde, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan da mahrûm kalma tehlikesini unutmamalıdırlar. Ben mürşidim diye ortaya çıkan veya çıkarılan kimselerde açık ve kapalı bazı vasıfların bulunması hem din hem de tasavvuf erbâbına göre gereklidir. Açık, herkesin bilebileceği, bilene sorarak öğrenebileceği ve bu bilgiye göre kontrol edebileceği vasıflar "mûteber bir İslâm inancı, eksiksiz ibâdet, yeterli İslâm bilgisi ve güzel ahlâk"tır. Bunlara sahip bulunmayan bir kimse havada uçsa, su üzerinde yürüse, karşısındakinin kalbinden geçenleri okusa bile mürşid olmak bir yana mümin olup olmadığı şüphe götürür. Olağan dışı fiil, bilgi ve görüntülere aldanmamak gerekir, her inanç ve düşüncede böyle uçanlar kaçanlar vardır, bu davranış ve gösterilerin din, güzel ahlâk ve yetkinlikle doğrudan bağlantısı yoktur, özel egzersizlerle ve şeytanın yardımıyla da elde edilebilir. Yukarıda özetlediğimiz dış şartlar bir şeyhte mevcûtsa ona bağlanan kimselerin dinî hayatları tehlikeye girmez, hiç olmazsa bir hoca gibi ondan istifade edilebilir. İç şartlara gelince bunu, tarîkata girmek isteyen sıradan bir mümin değil, bazan şeyhin kendisi bile bilemez. Eğer iç ve dış şartları, nitelikleri tamamlanmış bir mürşid, bir kimse için "Bu kâmildir, mürşiddir" derse, ona inananlara göre bu tanıklık bir değer taşır.
3. İyi niyetli, samîmî bir mümin elinden gelen gayreti gösterip yeterli dinî bilgiyi elde edip bunları hayatında gerçekleştirirse bilgi, iman, samîmîyet (ihlâs) ve ahlâk bakımından gelişir, onun gelişmesini ilim, ibâdetler ve iyi arkadaşlıklar sağlar, eğer birinin yardım ve eğitimine ihtiyacı olursa o da Allah tarafından sağlanır; bazan bu, mürşidini bilmeden, tanımadan bile sağlanır.

--------------------------------------------------------------------------------
 

 


ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Hayrettin Karaman- Hoş…

Kulağa hoş gelen, gönüllere rahatlık veren, iyi bi...

July 20, 2009

MALİKÎ MEZHEBİ

Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî'ye ni...

July 06, 2009

İSTİLA DEVİRLERİNİN KOLONİZATÖR …

  Prof. Dr. Ömer Lütfi BARKAN Selçuk-Bizans...

July 06, 2009

HZ. EBU BEKİR'İN HAYATI

Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a) (571-634)  &nbs...

July 05, 2009

RÜYALARIN ÖNEM VE ANLAMI

Rasulullah Muhammed Mustafa (aleyhissalatu vessela...

July 20, 2009

SELEF VE SELEFILIK

Selef kime denir? Hz. Peygamber s.a.v.'in “En ...

July 06, 2009

Ahmed Avni KONUK

AHMED AVNİ KONUK (1868 - 19.3.1938) Kadı Alî-zâ...

July 21, 2009

CÂHİLİYYE DÖNEMI

Bilgisizlik, gerçeği tanımama. İslâm, tam bir aydı...

July 05, 2009

İSTANBUL’DA MEVLEVÎLİK

Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk ...

January 11, 2016

SÜNNİ SUFİ YOLLARI

  Ahilik Bayramilik Buhurilik  ...

July 06, 2009

TASAVVUFUN KISACA TARİHÎ GELİŞİM…

Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn ve tebeu't-tâbiîn dö...

July 07, 2009

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal Yıl 1922... Kası...

February 06, 2009